“Dine getirilen” yasaklar kaldırılmalı

 

“Dine getirilen” yasaklar kaldırılmalı

 

Birleşmiş Milletler’in (BM) hazırladığı “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin kabul edilişinin yıldönümü münasebetiyle “Hak ve Adalet” konulu rapor hazırlayan Özerk Diyanet Evkaf Sendikası (ÖZDEVSEN), Türkiye’de yaşanan katsayı adaletsizliğini, Kur’an Kurslarına 12 yaş altı yasağını ve başörtüsü sorunu gibi din eğitiminin önündeki engelleri, insan hakları ihlâli olarak değerlendirdi. Raporda ayrıca bu insan hakları ihlâllerinin bir an önce çözülmesi istendi.

HÜSEYİN KULAOĞLU / İSTANBUL
ÖZDEVSEN Başkanı Mustafa Altunkaya’nın hazırladığı raporda, Türkiye’de yaşanan katsayı adaletsizliği, Kur’an Kursları’na 12 yaş altı yasağı, başörtüsü sorunu gibi din eğitiminin önündeki engeller, insan hakları ihlâli olarak yer aldı.


DANIŞTAY’IN KATSAYI KARARI MİLLET İRADESİNE VURULAN DARBEDİR


Raporda, meslek liselerine üniversiteye giriş sınavlarında uygulanan katsayı adaletsizliği, insan hakları ihlâli olarak değerlendirildi. Üniversiteye girişte yaşanan katsayı tartışmalarının 28 Şubat'tan miras kaldığına değinilen raporda, postmodern darbe olarak bilinen 28 Şubat sürecinde İmam Hatip liselerinin önünü kesmek için Yüksek Öğretim Kurulu’nun getirdiği katsayı farkının, 10 yıl sonra yine geçtiğimiz yaz ayında YÖK tarafından kaldırıldığı hatırlatıldı.

 

Danıştay 8. Dairesi’nin, YÖK'ün Temmuz ayında aldığı katsayı kararının yürütmesini oybirliğiyle durdurduğu belirtilirken; Danıştay'ın son katsayı konusu hakkında verdiği kararın daha önce verdiği kararlarla çeliştiği ifade edildi.

 

Daha önce katsayı uygulamasının kaldırılması için başvuruyu değerlendiren 8. Daire’nin, “Katsayı düzenlemesi YÖK'ün yetkisindedir” diyerek başvuruyu reddettiği, raporda yer alırken, Danıştay’ın kararı, “millet iradesine vurulan darbe” olarak değerlendirildi. Yargının artık ideolojik kararlar vermemesi konusunda uyarıldığı raporda, TBMM de meslek lisesi öğrencilerine vurulan prangayı çözmeye davet edildi.


KÜRT SORUNU SON OTUZ YILA DAMGASINA VURAN EN ÖNEMLİ SORUN


Türkiye'nin son 30 yılına damgasını vuran en önemli sorunlardan birisinin Kürt sorunu olduğu ifade edilen raporda, yaşanan büyük acılara rağmen hâlâ sorunun çözümsüzlüğünün korunduğu kaydedildi. Çözüm üretmek için çaba sarfedenlerin de “ihanet” ile suçlandığına değinilen raporda, resmi verilere göre şimdiye kadar terörle mücadele kapsamında 25 yılda 25 sınırötesi operasyonun gerçekleştirildiği belirtildi. Yapılan hesaplara göre Türkiye’nin, terörle mücadeleye yaklaşık 300 milyar dolar kaynak aktardığı kaydedilirken, bir türlü sorunda çözüm alınmadığı gibi, katlanarak sürdüğü bildirildi.

 

Raporda; “Son 30 yılda can kaybı 50 bine yaklaşırken; hâlâ sorunun çözümsüzlüğünden yana olmak kabul edilir bir durum değildir. Bugüne kadar önümüze gelen en büyük kardeşlik ve barış fırsatını herkesin ganimet bilmesi ve sürece olumlu katkıda bulunması, hükümetin de tüm kesimleri dikkate alarak süreci yönetmesi gerekir” denildi.

Raporda, Türkiye’de şu an için yaklaşık 900 çocuğun kayıp olduğu söylendi. Çocukların işsizlik, yoksulluk ve aile içi şiddetin evden ayrılmasına neden olduğu açıklanırken, bu çocukların birçoğunun suça itildiğini, birçoğunun da organ mafyalarının eline düştüğü ifade edildi. Raporda, özellikle risk altında olan ve göç alan bölgelerde ailelere ve çocuklara destek verilmesi istendi.

Ayrıca raporda, Doğu ve Güneydoğu’da işlenen faali meçhul cinayet ve kayıplarla ilgili onbinlerce dosyanın hâlâ aydınlatılmayı beklediğine değinilirken, Türkiye’nin bu konuda ilk defa bu yıl ciddi bir adım atarak “faili meçhul” cinayetlerle ilgili en kapsamlı davayı başlattığı hatırlatıldı. Raporda, bu davanın aksatılmadan sürdürülmesi ve yargıya yapılan gizli baskıların son bulması söylendi.


KUR’AN KURSLARINA 12 YAŞ YASAĞI SORUMSUZ BİR UYGULAMA


Kur’ân Kurslarıyla ilgili raporda yer alan bilgilerde; Kur’an Kurslarına katılabilme yaşının 28 Şubat postamodern darbe sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluş ve görevleri kanununda değişiklik yapılarak 12’ye çıkarıldığı hatırlatıldı.

 

Yapılan değişiklikle milletin ihtiyaçlarının değil, toplum mühendislerinin talebinin dikkate alındığına değinildi. Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun verdiği kanun değişiklik teklifini TBMM’nin gündemine alması ve görüşmelerin başlatılması talep edilirken, yapılan bu sorumsuz uygulamaya son verilmesi istendi.


JAKOBEN ZİHNİYET TARAFINDAN DAYATILAN BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI SONLANDIRILMALIDIR


Başörtüsü konusunun insan hakkı ihlâli olduğu belirtilen raporda, yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede hâlâ inancı gereği örtünmenin yasak olduğu ifade ediliyor. Başörtüsü yasağının dine, hukuka ve insan haklarına aykırı olduğu kaydedilen raporda, İslâm dininde örtünme yükümlülüğü olduğu vurgulanarak; “Ancak 1997’den bu yana uygulanmakta olan başörtüsü yasağı sebebiyle binlerce kadın en temel haklarından birisi olan eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmiştir. Jakoben zihniyet tarafından dayatılan yasak sonlandırılmalıdır” denildi.

 

Din eğitimi konusunda Anayasa’nın 24. maddesi gereği ailelerin, ebeveynin isteğine ve büyüklerin de kendi isteğine bağlı olarak verilmesi gerektiği belirtildi. Herkesin, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğu kaydedilirken, bu hakkın engellenmemesi ve önündeki tüm kısıtlamaların kaldırılması söylendi.

 

Raporda ortaya çıkan andıç belgelerinin, basın örgütlerinin haklarına karşı en büyük müdahale olduğu söylendi. Asılsız iddialar ile medyayı ‘ordu karşıtı-ordu yandaşı’ diye ayırmanın özgürlükleri hiçe saymak olduğu ifade edilen raporda, kurumların bu uygulamadan vazgeçmesi gerektiği belirtildi.

 

Bu haber 16 Aralık tarihinde Vakit Gazetesi'nde yayınlanmıştır...

Yorum (yok) Yorum yaz!